Üç Sabır ile Mükellefiz

Sabretmek ne kadar zordur. İnsanların en çok musibet ve belaya düşüp bunlara sabredenleri yine insanların en yüceleri olan başta Peygamberimiz Hz. Muhammed (ASM), diğer peygamberler, evliya ve asfiyalar ve onların varisleÜç Sabır ile Mükellefiz ri olan alimlerdir. Cenab-ı Hakk sevdiği kuluna musibet vererek onun bu musibete sabrepi mertebe katetmesini istemektedir.

Sen üç sabır ile mükellefsin.
Birisi: Taat üstünde sabırdır.
Birisi: Masiyetten sabırdır.
Diğeri: Musibete karşı sabırdır

"Taat üstünde sabır" insanın salih amel konusunda usanç duymaması, nefsinin bütün itirazlarına, şeytanın bütün oyunlarına karşı taviz vermeden daima ilerlemesidir.

İnsan, ibadetine devam edecektir, bu noktada bir kesinti düşünülemez. Yine insan, güzel ahlâklı olmaya da devam edecektir. Bunda bir yorulma ve ara verme tasavvur edilemez. Meselâ, insan diyemez ki, "bu kadar yıldan beri hep doğru söyledim, bir ömür boyu dürüst olmaktan artık yoruldum, biraz da karşı şıkkı deneyeyim." Burada yorulmanın yeri olmadığı gibi, salih amelde de yorulmanın yeri yoktur.

"Masiyyetten sabır" günah işlememeye sabretmek demektir. İnsanı kötülüğe teşvik eden nefsinden, günahlarla kaynaşmış toplum hayatına kadar nice düşmanlara karşı yılmadan çarpışmak ve bütün engelleri aşmakta azminden bir şey kaybetmemek sabrın ikinci koludur.

"Musibete karşı sabır" ise, insanı bir imtihan sorusu olarak yoklayan ve onun manevî terakkisinde büyük rol oynayacak olan hastalıklara, musibetlere, kıtlıklara, yokluklara, ölümlere, ayrılıklara karşı sabır göstermektir. Bu sabır, insan iradesinin Allah'a tevekkül etme, O'ndan yardım dileme ve O'nun takdirine razı olma vadisinde verdiği büyük bir mücadeledir. Bu harpte de karşı safta yine nefis ve şeytan yer almıştır.

Sabır imtihanını bu üç cephede de kazanan insan, zafere ermiş, kurtulmuş ve azaptan emin olarak saadet yurduna doğru yol almıştır.

iktibas