7 sonuçtan 1 ile 7 arası

Konu: Selamün aleyküm arkadaşlar bir sorum olacak.

    Share
  1. #1
    ***
    DIŞARDA
    Points: 6.142, Level: 50
    Points: 6.142, Level: 50
    Level completed: 96%,
    Points required for next Level: 8
    Level completed: 96%, Points required for next Level: 8
    Overall activity: 18,8%
    Overall activity: 18,8%
    Achievements
    Hicran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Vip Özel Üye
    Üyelik tarihi
    Sep 2011
    Mesajlar
    148
    Points
    6.142
    Post Thanks / Like
    Tecrübe Puanı
    8

    dkkt Selamün aleyküm arkadaşlar bir sorum olacak.

    Selamün aleyküm arkadaşlar bir sorum olacak.

    Biz bu dünyaya sınav için geldik iyiler cennete kötüler cehenneme gidecek biz bu dünyadaki sınavda iyi olup cennete girmek için elimizden geldiğince gayret gösteriyoruz ama akıl hastaları hiç bir çaba sarf etmeden direk cennete gidiyorlar bizim çaba sarf edip onların direk cennete girmesi ne kadar adil ?

    biz bu dünyaya sınav için gönderildiysek onlar niye gönderildi ? zaten gidecekleri yer belli .
    eğer ailelerin sınavı için gönderildiyse bir kişiyi sınav etmek için bir kişinin hayatını karartmak ne kadar doğru ?

    Not : bu soruyu bana bir arkadaşım sordu içinden çıkamadım sizlerle paylaşmak istedim.( soruyu soran arkadaş hafızlık okumuş müslüman aydın biri ama dine biraz çelişiyor)


  2. #2
    ***
    DIŞARDA
    Points: 1.464, Level: 21
    Points: 1.464, Level: 21
    Level completed: 64%,
    Points required for next Level: 36
    Level completed: 64%, Points required for next Level: 36
    Overall activity: 37,5%
    Overall activity: 37,5%
    Achievements
    Muhtazaf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Vip Özel Üye
    Üyelik tarihi
    Jun 2017
    Mesajlar
    87
    Points
    1.464
    Post Thanks / Like
    Tecrübe Puanı
    2

    Standart Cevap: Selamün aleyküm arkadaşlar bir sorum olacak.

    Malum olduğu üzere peygamber görmemiş, kendisine tebliğ ulaşmamış insanlar, ahirette hayvanlar gibi toprak olacak. Keza deliler (sizin deyiminizle zihinsel özürlüler), kâfir çocukları (ki, Cennet’e gireceklerine dair görüşler de vardır), geri zekâlılar da toprak olacak. Bunlar Cennet’e veya Cehennem’e gidemiyorlar. Çünkü Cennet için iman, Cehennem için de küfür gerekiyor... Akıl hastaları ise, en büyük nimet ve iman emrine muhatap olabilmeye ehliyet için gerekli olan akla sahip olmadıklarından, ne cezaya ne de mükafata ehildirler. Dolayısiyle onlar da toprak olacaklardır.

    Hâsılı, İslâm’a göre mes’uliyet için akıl şarttır. Bu noktada doğuştan aklı olmaması ile sonradan aklını kaybetmesi halinde bir fark yoktur, itibar âkıbetedir / son vaziyete göre hükmolunur. Bundan dolayı aklı olmayana hesap olmadığı için -inşaallah- Cennet’e giderler, diyen âlimler de vardır.
    Muhakkak ki her şeyin en doğrusunu Allah Teala bilir.
    ***
    Dilerseniz akıl hastalığı ve İslâm hukukuna göre dünyadaki sorumluluklarına da bir nebze göz atalım.
    Akıl hastalığı; kişinin düşünme, anlama, idrak etme, karar verme ve tedbir alma kabiliyetlerindeki eksikliktir.
    İslâm'da kişinin yaptığından sorumlu tutulması, akıllı olmasına bağlanmıştır. Çünkü emir ve yasakların muhâtabı akıl sahibi kişilerdir. Kur'an-ı Kerîm'de akıldan bahseden pek çok ayet vardır. Meselâ:
    "Ey akıl sahipleri, kısasta sizin için hayat vardır, böylece umulur ki suç işlemekten sakınır, korunursunuz" [Bakara suresi, 179]
    "Siz kitabı okuduğunuz halde, insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz?" [Bakara suresi, 2/44]
    "Ey Kitap Ehli! Neden İbrahim hakkında tartışıyorsunuz? Oysa Tevrat da, İncil de ondan sonra indirilmiştir. Düşünmüyor musunuz?" [Âlu İmrân suresi, 65]
    Akıl ve temyiz kabiliyeti ârızalanınca, kişinin dinî yükümlülükleri kalkar. Burada dikkat edilecek husus, tasarruf sırasında, iyi ile kötüyü ayırdetme kabiliyetinin mevcut olup olmadığıdır. Çünkü bazı akıl hastalıkları temyiz kudretini devamlı sûrette kaldırırken, bazı hastalıkların temyiz gücünü kaldırması sürekli değildir. Hasta aklı başında iken yaptığı iş ve tasarruflardan sorumludur. Meselâ, sar'alıların (epilepsi hastalarının) iki sar'a nöbeti arasındaki zamanda aklı başındadır. Yahut uykuda gezenler, diğer zamanlarda temyiz kudretine sahiptirler.
    Akıl hastalığı yirmidört saatten fazla sürerse namaz; ramazan ayı süresince devam ederse oruç; bir yıl geçerse hac ibâdetlerinden sorumluluk kalkar. İyileşince bunları kaza etmek gerekmez. Zengin olarak bir yıl geçince de o yılın zekâtı düşer. Ancak Hanefiler dışındaki fakihlere göre ise zekât, mâlî bir vergi sayılır ve velîsi bunu akıl hastasının malından vermesi gerekir. [el-Kâsânî, Bedâyiu's-Sanâyi', 5, 155]
    Akıl hastaları mal telefinden şahsen değilse de mâlen sorumludurlar. Meydana getirdikleri zarar, mallarından tazmin edilir (karşı tarafa ödenir). Suç işlemeleri halinde bedenî ceza uygulanmaz.
    Yine Kur’an-ı Kerim’de, "...Şüphesiz hep bunlarda akıllı olan bir ümmet için elbet Allah'ın birliğine delâlet eden ayetler vardır" (Bakara, 2/164) buyrulmuştur.
    Binaenaleyh akıl, insanoğlunun en üstün vasfıdır. Çünkü, Allah'ın emânetleri, akıl sayesinde kabul edilir ve yine akıl sayesindedir ki insan, Allah'ın rızasını elde edebilir.
    İlmin kaynağı ve kökü akıldır. Akla nisbetle ilim, ağaca nisbetle meyve, güneşe nisbetle nûr, göze nisbetle görme gibidir. Allah Teala akla, nûr adını verir. [Nûr suresi, 35] Akılla elde edilen ilme rûh, vahiy, hayat adını verir, [Şûrâ suresi, 52; En'am suresi, 122]
    İmam Gazâlî'nin (rh.) İhyâ'sında İbn Abbâs’tan (r.anhuma) rivâyete göre Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyururlar:
    "Her şeyin bir âleti, bir hazırlık ve istidâdı var; müminin âleti akıldır. Her şeyin bir biniti var; kişinin biniti akıldır. Her şeyin bir direği var; dinin direği akıldır. Her kavmin bir dayanağı var; ibâdetin dayanağı akıldır. Her kavmi bir çağıran var; âbidleri ibâdete çağıran akıldır. Her tacirin bir sermayesi var; müctehidlerin sermayesi akıldır. Her âilenin bir idarecisi var; sıddîklar evinin bakıcısı akıldır. Her harabenin bir tamircisi var; ahireti imâr eden akıldır. Herkesin kendisini andıracak olan ardından bir geleni var; sıddîkları andıracak olan akıldır. Her yolcunun bir çadırı var; müminin çadırı akıldır."
    İnsanı kâinattaki diğer canlı-cansız varlıklardan ayıran ve ona üstünlük kazandıran akıldır. Aklı olmayana, akıllıya verilen değer verilmez, onu bir takım emir ve yasaklarla sorumlu tutmak mümkün değildir. "Aklı olmayanın dini de olmaz" [Süyûti, Câmiu’s-Sağîr, 3, 535, Hadis no: 4242], hadîsinin manası da budur. Dînin ve ilaveten dünyanın insanları ilgilendiren bütün emir veya yasakları ancak akıllı insanlar için geçerlidir. Aklî dengesini kaybetmiş olanlara böyle bir sorumluluk yüklenmemiştir. Yine böylece emir ve yasaklara uyma veya uymamanın dünya ve âhirete âit ceza ve mükâfâtı da akıllı insanlar için geçerlidir.
    Yaratılışta akıllı olduğu halde, müşahedelerini aklı ile birleştirmeyen insanlara da mecazî olarak akılsız insan denir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de Cehennemliklerin ağzından hikayeten nakledilen "Eğer duyup akıl edeydik biz de Cehennemlikler arasında olmazdık" [Mülk suresi, 10] ayeti, bu tür insanların durumunu dile geçirdiği gibi çevremizde her gün yüzlercesini gördüğümüz suçlu insanların durumu da aynıdır.
    Aklın yolu birdir, o da hak yoludur. Bu yolu kabul etmeyenler akılsızlıklarının cezasını çekerler. Yaratılıştaki bir tabiat ve kendisiyle eşyanın hakikatını idrâk edebilen akıl, zekâ, zeyreklik, ahmaklık fitrîdir. Yani yaratılıştandır. Ahmak insan kendisini aldanmaktan koruyamaz. Akıl ve fehm, insanın yaratılışında bulunur. Yaratılışlarında akıl ve fehimden (anlayıştan) mahrum olanlar, bunları sonradan temin edemezler. Ancak bunların asılları kimde varsa, o, tecrübe ve gayretlerle bunları inkişâf ettirebilir, geliştirebilir.
    Demek ki bütün saadetlerin esâsı, akıl ve ona bağlı olarak zekâdır. Tirmizî'nin "Nevâdir"inde rivâyet edildiğine göre Allah celle şânuhu, kulları arasında aklı parça parça taksim etmiştir. Akl-ı selîm sahibi aklını doğrulukta, olgunluk yolunda kullanan insandır.
    İlâhî bir vergi, rûhânî bir nûr olan aklın mahiyeti, görülebilen maddî bir varlık olmadığı için, müsbet ilmin metodlarıyla tam olarak bilinememektedir. Dolayısiyle ilâhî bir sır olan aklın mahiyeti de bu yolla anlaşılamayacaktır. Mâhiyeti ne olursa olsun, insan, akıl ile ilim ve tekniği keşfeder. Aklı olmayan varlık, mükellef değildir. Din akla hitap eder. Allah'ın varlığını bilmek ve onu isbat etmek, ancak akılla olur. Ne var ki akıl da her şeyi kavrayabilecek güçte değildir. İnsandan bir cüz olduğu için, insanın diğer uzuv ve kuvvetleri gibi sınırlı ve kusurludur. Belirli bir sınır içerisinde hükmünü yürüten akıl, fizik ötesindeki bir çok hakikati kavrayamaz, dinin birçok hakikatlerini bilemez, mahiyetine vakıf olamaz. Bu hakikatler ancak “vahiy” yolu ile bilinebilir. Vahye muhatap olan da akıldır, akıllı olan varlıklardır.
    S o n u ç
    İçtimai-hukuki ilimlerde bir tabir olarak akıl ve akıllı kimse; ‘iyi ile kötüyü, kâr ile zararı ayırt etmeye yarayan zihnî melekeler açısından yeterli insan’ demektir. Akıl ve temyiz kabiliyeti ârızalanınca, kişinin dinî yükümlülükleri kalkar.
    Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de “Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden başka yük yüklemez” [Bakara suresi, 286] buyurmaktadır.
    Sevgili Peygamberimizden (s.a.v.) nakledilen bir rivayet de şöyledir:
    “Üç kişiden sorumluluk kaldırılmıştır: Aklı olmayan deliden, uyanıncaya kadar uyuyan kimseden ve ergenlik çağına ulaşıncaya kadar çocuktan[Ebû Dâvud, Sünen, Hudûd, 16; Tirmizî, Sünen, Hudûd,2]
    Akıl hastalıkları, temyiz gücünü tamamen veya kısmen kaldırmalarına; doğuştan, devamlı veya belirli sürelerle ortaya çıkmalarına göre farklılık taşımaktadırlar. Dolayısıyla her bir hastanın, hastalığının keyfiyetine göre akıl ve temyiz gücünü kaybedip kaybetmemesine göre fıkhi-hukuki hükümler de değişiklik gösterir.
    Bu durumda olanların akıl ve temyiz gücünü tamamen ortadan kaldıran hastalıkları devam ettiği süre içinde yaptıkları tasarrufları geçerli değildir. Bu sırada işledikleri suçlardan dolayı kendilerine herhangi bir ceza uygulanmaz. Onlar uygulanacak her türlü bedeni cezadan muaftırlar. Çünkü, bedeni cezaya ehil değildirler. Ancak başkalarına verdikleri maddi zararlar, kendi mallarından tazmin edilir.

  3. #3
    ***
    DIŞARDA
    Points: 260.399, Level: 100
    Points: 260.399, Level: 100
    Level completed: 0%,
    Points required for next Level: 0
    Level completed: 0%, Points required for next Level: 0
    Overall activity: 81,3%
    Overall activity: 81,3%
    Achievements
    SiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    EMEKTAR KURUCU

    .
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Yer
    ISPARTA
    Mesajlar
    18.863
    Points
    260.399
    Post Thanks / Like
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Cevap: Selamün aleyküm arkadaşlar bir sorum olacak.

    Allah razı olsun hocam aydınlatıcı bir cevap olmuş ellerine sağlık sayende bizde yeniden bilgilendik.

  4. #4
    ***
    DIŞARDA
    Points: 3.882, Level: 39
    Points: 3.882, Level: 39
    Level completed: 55%,
    Points required for next Level: 68
    Level completed: 55%, Points required for next Level: 68
    Overall activity: 99,8%
    Overall activity: 99,8%
    Achievements
    Kevser Denizi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Vip Özel Üye
    Üyelik tarihi
    Sep 2014
    Mesajlar
    220
    Points
    3.882
    Post Thanks / Like
    Tecrübe Puanı
    5

    Standart Cevap: Selamün aleyküm arkadaşlar bir sorum olacak.

    Alıntı Hicran Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Selamün aleyküm arkadaşlar bir sorum olacak.

    Biz bu dünyaya sınav için geldik iyiler cennete kötüler cehenneme gidecek biz bu dünyadaki sınavda iyi olup cennete girmek için elimizden geldiğince gayret gösteriyoruz ama akıl hastaları hiç bir çaba sarf etmeden direk cennete gidiyorlar bizim çaba sarf edip onların direk cennete girmesi ne kadar adil ?

    biz bu dünyaya sınav için gönderildiysek onlar niye gönderildi ? zaten gidecekleri yer belli .
    eğer ailelerin sınavı için gönderildiyse bir kişiyi sınav etmek için bir kişinin hayatını karartmak ne kadar doğru ?

    Not : bu soruyu bana bir arkadaşım sordu içinden çıkamadım sizlerle paylaşmak istedim.( soruyu soran arkadaş hafızlık okumuş müslüman aydın biri ama dine biraz çelişiyor)
    Ve aleyküm selam. Hafızlık okunmaz. Hafız olunur. Hafız birinin dinle çelişmesi onun kişiliği ile alakalı bir durum. Hafız olmak istedi ama büyük ihtimalle olamamıştır. Kuranı ezberlemek değil uygulamak gerekir.

    Peygamber Efendimiz (asm) buyurmuştur ki: “‘Üç kişiden kalem kaldırılmıştır:
    1- Ergenlik yaşına gelinceye kadar çocuktan,
    2- Uyanıncaya kadar uyuyandan ve
    3- Aklî dengesi yerine gelinceye kadar deli ve benzeri kişilerden.’’ (İbn Mâce, Talak: 15.)

    Öncelikle şunu çok iyi bilmek gerekir.

    Bu tür soruları sorupta bu adaletmi demek dehşet derecede bir hatadır ki maazallah insanı dinden çıkarır.

    Allahın adaletini sorgulamak kimin haddine?

    İnsanın cüzi iradesiyle Rabbimizin iradesi arasındaki farkla ufacık beynimizle mi İlahi adaleti sorguluyoruz.

    Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş, yüksekten düşerek ölmüş, boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar üzerinde boğazlanan hayvanlar, bir de fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. İşte bütün bunlar fısk (Allah’a itaatten kopmak)tır. Bugün kâfirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim. Kim şiddetli açlık durumunda zorda kalır, günaha meyletmeksizin (haram etlerden) yerse, şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. (Maide suresi-3.Ayet-i Kerime)

    İslamı kemale erdiren Yüce Rabbimiz ve onu sorgulayan ve adaletinden şüphe duyan aciz kullar...

    İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz.(Al'i İmran suresi - 66.Ayet-i Kerime)

    Bizim bilemediğimizi aklımızın ermediğini şüphesiz Rabbimiz bilir. Bilmediğimiz konularda şüphe duyup Allahın adaletine söz söyleyip şirke girmekten Allah muhafaza.

    Ahiret alemi bilinmeyen bir yerdir. Kendimizin Ahireette ne olacağımızı düşünmeden Başkasının derdine düşmek ahiretimize zarar verecektir.

    İçinden çıkılamayacak bir konu değil ama soru kasıtlı ve bilinçli. Yine ince noktadan yakalamak isteyen İslam düşmanlarının, islama zarar vermek isteyenlerin bir oyunu.

    Ben hesaba çekilirken deliler bedavadan cennete gidiyor deyip isyana teşvik etmekle hiç bir yere varılamaz. Gerçek müslüman bunun bilincindedir. Allahın hikmetinden sual olmaz.

    Son olarak Hristiyan keferelerin oyunlarına gelmeyelim.

    Herşeyin en doğrusunu , içimizde dışımızda herşeyin en doğrusunu Allah bilir.

  5. #5
    ***
    DIŞARDA
    Points: 15, Level: 1
    Points: 15, Level: 1
    Level completed: 29%,
    Points required for next Level: 35
    Level completed: 29%, Points required for next Level: 35
    Overall activity: 6,3%
    Overall activity: 6,3%
    BiberBey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üye

    Üyelik tarihi
    Oct 2018
    Mesajlar
    2
    Points
    15
    Post Thanks / Like
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart Cevap: Selamün aleyküm arkadaşlar bir sorum olacak.

    Selamün aleyküm bu soruyu soran benim bunun gibi birçok sorular var kafamda çok araştırıp çok okuyorum hafızlık olunur doğru demissiniz ben olamadım ya nasip diyelim yada tembellik üye olmak istememiştim ama verilen yanıtlar beni üzdü açıkçası
    1.Bilmediklerimizi sorgulamadan kendimize sorular sorup cevap bulmadan daha güzel birşey yoktur ve emin olabilirsin dinden çıkmasın küçücük aklımızla sorguluyoruz evet ama bize düşünmemiz için verilmiş bir akıldan söz ediyoruz düşünüp soru sormadan dini yaşamak taklidi imana girer
    2.soru kasıtlı ve bilinçli denmiş din düşmanlarının akıl oyunları denmiş ve beni en üzen paragraf buydu çünkü ben bu soruları kafamda kuruyorum günlerce düşünüyorum araştırıyorum yani bu soruyu ahmet mehmetten duymuyorum kafama takıldığı için BEN soruyorum ve bu soruları sorarken ne İslami kötüleme nede diğer dinleri yüceltme amacım var tek bı amacım var oda bilgilenmek
    3.muhtazaf diyor ki cennet için iman cehennem için küfür gerekir akıl hastaları toprak olacaktır yada sonradan aklı dengesini kaybedenlerde toprak olacaktir (dünyaya gelen her insan cennet yada cehennemi tadacaktır bunu fazla uzatmak istemem ama bi daha bi kaynaklara bakın derim) 40-50 yaşına kadar kalbi nur dolu bi insan 40yasinda alzheimer oluyor yada akli dengesini kaybediyor hop sonu toprak oluyor o zaman burdada bi adaletsizlik yokmu 16yasina kadar ergenlik desek 50yasinda aklini kaybetse en az 30 yil ibadetini etmiş biri hayatını ona adamış cennet için hazırlanmış biri 50sinde aklını kaybedince nasıl toprak olabilir

  6. #6
    ***
    DIŞARDA
    Points: 15, Level: 1
    Points: 15, Level: 1
    Level completed: 29%,
    Points required for next Level: 35
    Level completed: 29%, Points required for next Level: 35
    Overall activity: 6,3%
    Overall activity: 6,3%
    BiberBey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üye

    Üyelik tarihi
    Oct 2018
    Mesajlar
    2
    Points
    15
    Post Thanks / Like
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart Cevap: Selamün aleyküm arkadaşlar bir sorum olacak.

    Bu arada ayetlerin belirli yerlerini alıp bu kitapta yazıyor al işte kanit deyip lütfen sunmayın tek bir ayeti alıp başına ve sonuna bakmadan paylaşmayın bunu yıllar önce papazlar yaptı ve şuanda bazı tarikatlar yapıyor (kadını dövebilirsiniz) diye
    ÂLİ İMRÂN-64: De ki: "Ey Ehl-i kitap! Bizimle sizin aramızda birleşeceğimiz, müşterek ve âdil şu sözde karar kılalım: "Allah’tan başkasına ibadet etmeyelim. O’na hiçbir şeyi şerik koşmayalım, kimimiz kimimizi Allah’tan başka rab edinmesin." Eğer bu dâveti reddederlerse: "Bizim, Allah’ın emirlerine itaat eden müminler olduğumuza şahid olun!" deyin.ÂLİ İMRÂN-65: Ey Kitap ehli, neden İbrâhim hakkında tartışıyorsunuz? Oysa Tevrât da, İncil de ondan sonra indirilmiştir. Düşünmüyor musunuz?/ÂLİ İMRÂN-66: İşte sizler böylesiniz; (diyelim ki) hakkında bilginiz olan şeyde tartıştınız, ama hakkında hiç bilginiz olmayan şey konusunda ne diye tartışıp duruyorsunuz? Oysa Allah bilir, sizler bilmezsiniz.ÂLİ İMRÂN-67: İbrahim ne Yahudi idi, ne de Hıristiyan. O bütün bâtıl inanışlardan uzak, dosdoğru bir Müslümandı ve asla müşriklerden değildi.

    Direk bana 66. Ayeti göstermişsin ama burda hz ibrahimin tartışmasını konu almış ve onun için yazılmış (inmiş) bir ayet eğer bı önceki ve sonrasindaki ayetleri okursan demek istediğimi anlarsın. dinden çıkıp haddi aşıp şirk koşmadan bı çözüme ulaşmak için ,tartışmalar sorular cevaplar olmayacaksa bu sitedeki birçok konu kapatılmalı alimler müftüler istifa etmeli herkez taklidi iman yaparak kuran okuyup namaz kilip cennete gitmeyi denesin

  7. #7
    ***
    DIŞARDA
    Points: 3.882, Level: 39
    Points: 3.882, Level: 39
    Level completed: 55%,
    Points required for next Level: 68
    Level completed: 55%, Points required for next Level: 68
    Overall activity: 99,8%
    Overall activity: 99,8%
    Achievements
    Kevser Denizi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Vip Özel Üye
    Üyelik tarihi
    Sep 2014
    Mesajlar
    220
    Points
    3.882
    Post Thanks / Like
    Tecrübe Puanı
    5

    Standart Cevap: Selamün aleyküm arkadaşlar bir sorum olacak.

    Önce şunu çok iyi anlamak gerekir.

    Allah cc kullarına aklı neden vermiş ?

    Kendi emir ve iradesini sorgulamak için mi ?

    Yorumları okumadığınız yada işinize gelen kısmı görmediğiniz belli oluyor.

    Rabbimiz kullarına islamın detayını öğrenip ibadet edelim diye vermiş. Külli iradesini , cüzi irade ile sorgulamak kimin ne haddine. KAfanda bu soruları kurgulayıp çıkış arıyorsun bulamayınca da şirke giriyorsun. Tabii şirke inanıyorsan?

    Rabbimizin hiç bir işinde adaletsizlik yoktur. Herşeyin bir nedeni mutlaka vardır. Sebepsiz bir toz tanesi bile yaratılmamıştır. Kaldı ki , daracık akılla Allahın hikmetine adaletsizlik diyecek kadar da gafil durumdayız.

    Açıkçası bu soruda samimi olduğuna ve yukarda yazdıklarına inanasım gelmiyor. İslamın her şeyini anladın , uyguladın , bütün emir ve yasaklara uydun sadece bu konu kaldı değil mi ?

    Dediğim gibi , Kainatta hiç bir şey nedensiz yaratılmamıştır. Rabbimizin her hikmetinin altında da bir neden mutlaka ve mutlaka vardır.

    Allahın yaptığına adaletsizlik diyorsan yazık sana. Bu cümlen bile bilinçli seçilmiş.

    Farzet ki (HAŞA) Allahın dilediği bu konu da adaletsizlik var, ( HAŞA Kİ OLAMAZ) ne yapacaksın. İslama inanmayacak mısın? Allaha itiraz mı edeceksin? Ben bunu kabul etmiyorum mu diyeceksin.

    Olmayan birşey de farzet ki oldu Karşı mı geelceksin ?

    Bence samimi olmadan konu saptırmaktan başka birşey değil. Yanlış yoldasın. Yanına birilerini çekmeye çalışıyorsun ama nafile çaba...

    ...

Sabit Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
RSS RSS 2.0 XML MAP HTML
Sohbet