2 sonuçtan 1 ile 2 arası

Konu: Eş-Şekûr (c.c)

    Share
  1. #1
    ***
    DIŞARDA
    Points: 37.236, Level: 100
    Points: 37.236, Level: 100
    Level completed: 0%,
    Points required for next Level: 0
    Level completed: 0%, Points required for next Level: 0
    Overall activity: 0%
    Overall activity: 0%
    Achievements
    MaHiR 01 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Co Admin
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Yer
    Bir Boğaz yedi tepe
    Mesajlar
    7.997
    Points
    37.236
    Post Thanks / Like
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Eş-Şekûr (c.c)

    EŞ-ŞEKÛR (C.C.)

    “Kendi rızası için yapılan iyi şeyleri daha güzeli ve daha ziyadesiyle karşılayan.”

    Şükür, teşekkür etmek mânâsına geldiği gibi iyiliği iyi­likle karşılamak anlamına da gelir.

    Şükür, Yüce Ya­ratıcımıza karşı yapmamız gereken kulluk vecîbesidir.

    Bizden nam ve eser yokken Allahü Teâlâ rahmetinin eseri olarak bizi yaratmış, varlık âlemine getirmiş ve namüte­nahi nimetlere mazhar kılmıştır.

    O'nun üzerimizdeki ni­metlerini sayacak olsak, buna sayılar kâfi gelmez.

    Bu ci­han bağında başak toplayan herkes iradesinde serbesttir.

    Ya şükür yolunu tutar, iki âlemde de mesud olur, yahut küfran çölünde çadır kurup felâketleri ve sonu gelmez belâları satın alır.

    Rabbine karşı şükreden bir kulu rabbi karşılıksız bırakmaz.

    Onun elini eteğini nimetlerle, ecirlerle doldu­rur.

    Bu çok çok görülmüştür.

    Bütün âlem halkı şükretmiş olsa, Cenâb-ı Hakk'ın şanına bir şey katamazlar, yine bütün varlıklar isyan etse O'nun şanından bir şey eksik edemezler.

    Çünkü O, eşi ve benzeri bulunmayan bir yaratıcıdır ve kimseye muhtaç değildir, fakat bütün âlem O'na muhtaçtır.

    Bir iyiliğe bin iyilik vermek de elindedir, bir zerreyi dağlar kadar büyüt­mek de elindedir.

    O, öyle fazl u kerem sahibidir ki iyilikleri kat kat artırır.

    O kadar ki, kulun niyetine göre akılların alamayacağı büyüklükte mükâfatlar ihsan eder.

    Meselâ: Bizim dünyada yapmış olduğumuz güzel ameller ve hareketler cenneti satın almaya yeter mi?

    İnsan dünyada, deniz kenarında bir köşk almaya kalksa, buna herkesin serveti ve ömrü kâfi mi?

    Elbette değil.

    Fakat her mü'min cennete dahil olacaktır.

    İşte bu Allahü Teâlâ'nın fazl u keremidir.

    Ve Allah (Azze ve Celle) Şekûr'dur.

    Yani şükreden kullarına mahz-ı lütfundan nimetlerini artırarak şükür muamelesi yapar.

    Davud (a.s.) Rabbine şöyle yalvarışta bulun­du:

    “Ey Rabbim, dedi, nimet senden olduğu gibi, o ni­mete şükür de senin hidayetindendir.

    Şu halde ben bu ni­metlerin hangisine şükredeyim?”

    Allahü Teâlâ buyurdu ki:

    “Kulum bana şükründe aczini bildi mi, şükretti demektir.”

    Şükür, lisanın zineti, ömrün bereketi, kalbin safâsı, vic­danın cilâsıdır.

    Bilirsiniz ki, avcı avını yakalamak için tu­zak kurar...

    İnsanlar da şükürde devamlı olurlarsa, Allah'ın nimetini şükür tuzağı ile elde ederler.

    Böyle de söz olur mu?

    Bak gör.

    Allah (Azze ve Celle) buyuruyor ki:

    “Andolsun, eğer şükrederseniz size nimetimi artırırım.” İbrahim: 7.

    Demek ki şükredilmediği zaman nimetler elden gider ve belâlar dalga dalga gelir, hayatın tadı kaçar.

    İnsanlar kendilerine gelmiş olan nimetleri görüp, “ben kazandım, ben yaptım, ben elde ettim” dememeli, nimet­lerin Allah'tan olduğunu bilmeli ve bunu ikrar etmelidir.

    Senin bahçendeki lâlenin başına kına yakan bahçıvan değil Allahü Teâlâ'dır.

    Kuru üzüm çubuğunun ucunda salkım salkım taneler yaratan da ancak O'dur.

    Gözünü, kulağını da sen kendin yapmadın, kafanın içine aklı ko­yan da baban değil.

    Aslına bakarsan bir nefes için iki şükür gerekir, bir aldığın nefes, bir de verdiğin nefes.

    Azîz ve Celîl olan Allah buyuruyor ki:

    “Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler, gönüller verdik.” Nahl: 78.

    Göze, kulağa, ele, ayağa, mala, mülke ve daha nice şeylere mazhar kılman insan, artık şükretmez, nankörlük ederse, onun insanlık defterinde yeri olabilir mi?

    Nankörlük edenler Yüce Allah'ın sevgisine, rahme­tine, rızasına eremezler.

    Cihanın önünde ve sonunda misli bulunmayan Rah­met Nebi (s.a.v) efendimiz, geceler boyu ibadet eder, ayakları şişinceye kadar kıyamda du­rurlardı.

    Kendisine niçin böyle yaptığı sorulduğunda:

    “Şükreden bir kul olmak istemez miyim?” derler­di.

    İslâm büyükleri, velîler ve arifler şükür ipine tutun­dukları için bu devlete mazhar olmuşlardır.

    Bir gün, dertli bir adam Sehl Hazretlerine gelip hâlinden şikayet etti:

    “Ey âlem Şeyhi! Evime hırsız girdi, bütün yiye­ceğimi ve giyeceğimi götürdü!”

    Büyük velî tatlı bir tebessümle buyurdular ki:

    “A kardeş! Sen Rabbine şükret!.. Ya şeytan kalbine girip imanını çalsaydı halin nice olurdu?”

    Biz gece gündüz başımızı secdeden kaldırmamış olsak, yine iman nimetinin şükrünü ödemiş olamayız.

    Âlemde hevâ ve hevesin peşinde gidenler murada erememişlerdir.

    Nimetlere şükredenler ise iki cihanın da saa­det güllerini dermişler ve rablerinin rızasını kazanmışlar­dır.

    Hazreti Nuh için Allahü Teâlâ: “İnnehû kâne abden şekûren = Şüphesiz Nuh şükreden bir kul idi” buyur­muştur.

    Şeyh Sadî şu incileri saçar:

    “Dostça şükür için söz söyleyemiyorum. Çünkü O'na lâyık şükrü bilemiyorum.

    Vücudumdaki her kıl O'nun bir ihsanıdır. Nasıl mümkün olur ki herbir kıl için bir şükür edeyim.”

    Gönüller Sultanı Hazreti Mevlânâ da şöyle der:

    “Nimeti verenin lütfuna şükretmek aklen vâcibtir; yoksa ebedî gazab kapısı açılır.

    Allahü Teâlâ insana baş verir; ona şükrânelik olarak bir secde ister.

    Keza, ayak ihsan eder; ona teşekkür ma­kamında namazda bir ka'de ister...

    Nimete şükretmek o nimetten daha iyidir.

    Şükretme­sini seven kimse, nimet tarafına meyletmez.

    Rabbine kul­lukla zevkiyâb olur.

    Nimet, bir şeyin derisi ve kabuğu, şükürse, onun içi ve canıdır.

    Çünkü şükür seni dostun nezdine kadar götürür.

    Nimet insana gaflet verir, şükür ise uyanıklık getirir.

    Allahü Teâlâ'nın nimetini şükür tuzağı ile avla!”

    Ben bu aczimle o büyükler gibi söz söylemeye ken­dimde derman bulamam.

    Ancak şöyle derim:

    Ömründe olmalıdır hamd, sena, şükür demi,

    Selâmet Cûdi'sine böyle varacak gemi! Mustafa Necati Bursalı, Esma-i Hüsna Şerhi, Erhan Yayınları: 163-166.
    Ben cemiyetin îman selâmeti yolunda dünyamı da âhiretimi de feda ettim. Gözümde ne Cennet sevdası var, ne Cehennem korkusu. Cemiyetin, yirmibeş milyon Türk cemiyetinin imanı namına bir Said değil, bin Said feda olsun. Kur'ânımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa Cenneti de istemem; orası da bana zindan olur. Milletimizin îmanını selâmette görürsem, Cehennemin alevleri içinde yanmağa razıyım: Çünki; vücudum yanarken, gönlüm gül-gülistan olur.
    13.Asrın Müceddidi
    BEDİÜZZAMAN SAİD-İ NURSİ

  2. #2
    ***
    DIŞARDA
    Points: 320.693, Level: 100
    Points: 320.693, Level: 100
    Level completed: 0%,
    Points required for next Level: 0
    Level completed: 0%, Points required for next Level: 0
    Overall activity: 65,9%
    Overall activity: 65,9%
    Achievements
    SiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    EMEKTAR KURUCU

    .
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Yer
    ISPARTA
    Mesajlar
    18.937
    Points
    320.693
    Post Thanks / Like
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Cevap: Eş-Şekûr (c.c)

    Allah razı olsun . Rabbim şükrümuzu daim etsin🤲

Benzer Konular

  1. Eş Şekûr
    By bayram_42 in forum Allah (c.c) Hazretleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 25.07.10, 18:10
  2. ŞEKÛR (Eş-Şekûr)
    By ACİZKUL in forum Ş - ş - Harfi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10.05.09, 15:27

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •