Selahaddinler gibi yakmali gemileri

Selahaddinler gibi yakmali gemileri...lakin geride tersaneler de birakmali... Dünyanin dört bir yaninda kizil elmalar bekliyor bizi... ve meryemce bir sukutu; davudi bir seslenisle dillendirenler; nicedir tuttuklari sukut ve sabir oruçlarini, buruk bir tebessümle bu kizil elmalarla açacaklar...aci çekecekler lakin tedirgin olamayacaklar. zira mutluluk gibi aciyi kaybetme riskiyle yasamaya mahkum degiller!uçmasi yasaklanmis bir kus olmaktansa; hicret namli sürgünlere adim atacak o yigitler!aci sermayeleri olacak... onlara imanlariyla göz kirpip, sermayeleriyle ezen dostlarin hesaplari alt-üst olacak!yamulmadan ve bulanmadan akmayi tüm bulaniklarin yüzlerine kekre bir iz birakarak tüm dünyaya gösterecekler! iste bu yigitler; hiç bir zulmün ve zalimin baki olmadigini; bizler bir sivri sinege razi olmusken daha da ötelere tasiyip, en darin mahcubiyeti tattiracaklara bize...

Kavgamizin kirik kanatlarina cevval kanatlarini ekleyip; kalbimizi sikmaktan nasir tutmus kara allarimizi tutup; ter-düz edecekler bu ters düzeni...nefesleri; sura üfleyecek iki vakit...biri; aglayip sulari surlardan ötelere tasimaya azmetmis; gözyaslarindan firkata yollar açmis nefislerin bardagi tasiran son damlasi olacak...digeri; tüm yakici rüzgarlara inat, imdat dilenenlere bir imbat... yada asanlik günlerine insanligi uyandiran geç kalmis bir horoz sesi...vaktaki; vatan savasta bizim, barista bizleri ötekilestiren ötekilerin olmayacak artik!o vakit gözlerinden sebiller akan Filistinli çocuklar, ashab-i uhdudlar sokaklarda tas yerine, özgür yamaçlarda kardelenler toplayacaklar! çigliklardan yeni çigliklar doguran analar artik nefeslerini delice mavi gecelere ninni diye salacaklar...basi zor olanin sonu kolay ola! Diye sabri cemil yudumlayanlar; artik kizilcik serbetleri içmeyecekler... ve sonunda; çigliklari lar eden günden önce de; özgürlügü tadacaklar....