7 sonuçtan 1 ile 7 arası

Konu: Sorumluluklarimizi, ancak dosdoğru olmakla yerine getirebiliriz

    Share
  1. #1
    ***
    DIŞARDA
    Points: 5.273, Level: 46
    Points: 5.273, Level: 46
    Level completed: 62%,
    Points required for next Level: 77
    Level completed: 62%, Points required for next Level: 77
    Overall activity: 0%
    Overall activity: 0%
    Achievements
    suqunet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Vip Özel Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    324
    Points
    5.273
    Post Thanks / Like
    Tecrübe Puanı
    11

    Standart Sorumluluklarimizi, ancak dosdoğru olmakla yerine getirebiliriz

    Rabbimiz bazen geçmiş kavim ve peygamberlerin kıssalarıyla, bazen tehdit ve korkutmayla, bazen müjdelemeyle, bazen peygamberlerin dilinden dualarla, yani çok çeşitli vesile ve sebeplerle insanları ve Müslümanları tekrar tekrar doğru düşünmeye, hakka inanmaya ve doğru anlayışı benimsemeye davet etmiştir. Yüce Allah, emir ve nehiylerinin, kendi çizdiği çerçevede yerine getirilmesi için, Kur’an-ı Kerim’in birçok ayetiyle hatırlatmada bulunmuştur.
    Kur’an-ı Kerim’in bütününü incelediğimizde, çok sayıdaki ayette ‘dosdoğru’ ifadesinin geçtiğini görürüz. Rabbimiz; söz konusu ayetlerin kimisinde dosdoğru olmanın gerekliliğine vurgu yapmış, kimi ayette dosdoğru olmanın şartlarını izah etmiş, kimi yerde dosdoğru olmanın kurtuluş ve saadete sebep olduğunu anlatmış, kimi yerde de dosdoğru olmaya davet etmiştir.
    Bu ayetlerin içinde öyle bir ayet vardır ki, ihtiva ettiği ‘dosdoğru olma’ emrinin şiddetinden dolayı, Resul–i Ekrem Aleyhisselatu Vesselam’ın “Bu ayet beni ihtiyarlattı” demesine neden olmuştur.
    “Sen, beraberindeki tövbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Aşırı gitmeyin, doğrusu Allah yaptıklarınızı görür” şeklinde uyarı ve ikaz barındıran bu ayetteki hitap, Peygamber Efendimiz Aleyhisselatu Vesselam’a yönelik olmakla beraber, hitap geneldir ve Resulullah Aleyhisselatu Vesselam’ın ashabı başta olmak üzere kıyamete kadar iman eden bütün mü’minleri kapsamaktadır. Peygamber Efendimizi ihtiyarlatacak derecede bir ihtar ve ikaz barındıran ayetteki hitabın şiddeti, mü’minlerin ve genel anlamda ümmetin Rabbimizin gösterdiği istikamet üzere olmalarını sağlamak içindir. Yani Rabbimiz; mü’min ve Müslümanların, O’nun gösterdiği gibi kulluk vazifelerini yerine getirmelerini, O’nun istediği şekilde emrettiklerini yapma ve nehyettiklerinden uzaklaşmalarını, sağa–sola sapmadan tek ve doğru yol üzerinde yürümelerini istemektedir.
    Önderimiz, Rehberimiz, Yol Göstericimiz olan Resulullah Aleyhisselatu Vesselam, Rabbimizin emirleri doğrultusunda dosdoğru olmanın gerekliliklerini eksiksiz ve mükemmel bir şekilde yerine getirmiş, kıyamete dek mü’minler için, takip ettiklerinde kurtuluşa erecekleri örnek bir kulluk ve hayat bırakmıştır.
    Resul–i Ekrem Aleyhisselatu Vesselam’ın güzide ashabı, Rabbimizin emirlerini yerine getirmede Peygamber Efendimizi takip etmiş, böylece insanlığa numune–i imtisal bir saadet devri ortaya çıkmıştır. Bu sahabelerden Hz. Ebubekir, dosdoğru olmanın sorumluluğunu ve gerekliliğini yerine getirmek için Ridde fitnesinde irtidat edenlere karşı savaşmaktan çekinmemiş, namaz ve zekâtın arasını ayıranlara karşı İslam’ın ahkâmını uygulamada gevşek davranmamış, böylece Müslümanların ve İslam’ın gelecekteki selamet ve salâhı için kararlılığını sergilemiş, bu konuda itiraz edenlere karşı direnç gösterip İslam Dinini dış tehlikelere karşı korumak için harekete geçmiştir. Yine o, içindeki iman, korku ve endişe ile acizleri korumuş, işlerini istişareyle yapmış, hak yolunda musibete uğrayanlara yardım etmiştir. Sahip olduğu imana rağmen, Hz. Peygamber ile birlikte iken yakaladığı manevi hali, ondan ayrı olduğu anlarda yakalayamaması nedeniyle münafık olduğu endişesine kapılmıştır. İşte bu iman, korku ve endişedir ki, Mirac mucizesinde, müşriklerin provokatif tavırlarına karşın “Eğer o söylüyorsa, doğrudur” şeklinde gösterdiği bağlılık ve imanındaki sadakatten dolayı aldığı ‘Sıddık’ sıfatına layık olduğunu defalarca ispatlamıştır.
    Bu iman, korku, endişe ve düşünce, Hz. Ömer’e hak ile batılı ayıran anlamındaki ‘Faruk’ sıfatını kazandırmış, onu insanlığa örnek adil bir idareci yapmıştır. O, üzerindeki vazifenin bilincinde bir halife olarak “Dicle kıyısında bir koyun helak olsa, Allah bunu Ömer’den sorar diye korkarım” diyecek kadar hassaslaştırmıştır. Bu hassasiyetinden dolayı tebdil–i kıyafet yaparak insanların vaziyet ve durumlarını takip etmiş, görevlendirdiği valilerini halka karşı adil olmaları yönünde sürekli uyarmıştır. Küçük–büyük, köle–hür, kadın–erkek demeden ona Allah’ın herhangi bir emrini hatırlatanları övmüş, halifelik gururuna kapılmadan hemen emrin gereğini yerine getirmiştir. O, bazen Allah için pamuktan yumuşak, bazen de Allah için taştan sert olmuştur. Allah’a, O’nun Resulüne, Kur’an’a ve Sünnete tavizsiz bağlılığı sayesinde onun döneminde büyük fetihler yapılmış, İslam’ın nuru uzak memleketlere yayılmış, Bizans ve Sasani gibi dönemin iki dev gücü İslam orduları karşısında aciz kalmış, tevhid inancı karanlıkları aydınlatmış, İslam’ın adalet ve iyilik ölçüleri insanların gönüllerini fethederek fevc fevc İslam’ı kabullenmelerine sebep olmuştur. İşte Hz. Ömer bunu gerçekleştirmek için uykusuz kalmış, bunun için gözyaşı dökmüştür.
    Bu iman, korku, endişe ve düşünce Hz. Osman’ı meleklerin kendisinden hayâ ettiği bir dereceye yükseltmiştir. Onu iyilik, takva, hilm ve sıla–i rahimde sonradan gelenlere örnek kılan şey, Allah korkusu ve ahiret endişesiydi. Yüce Allah’tan korkusu, onu gece uykusundan alıkoymuş, gecelerini Kur’an, namaz ve zikirle geçirmesine neden olmuştur. Dünyaya ehemmiyet göstermeyip her zaman ahirete müteveccih olmuş, bu nedenle on binlerce askeri tek başına teçhiz etmiş, kıtlık zamanında ticaret malına iki–üç kat daha fazla verildiği halde ehemmiyet göstermeyip Rabbinden karşılığını almak üzere mağdurlara dağıtmış ve tüm Medinelilerin ihtiyacını karşılayacak su kuyularını satın alıp insanların istifadesine sunmuştur. Bütün bu özelliklerinden dolayı “Üçüncü bir kızım olsaydı muhakkak ki seninle evlendirirdim” şeklindeki Peygamberi övgüye mazhar olmuştur.
    Hz. Ali’yi; “Musa’ya göre Harun ne ise, sen bana karşı o olmak istemez misin?” şeklinde bir iltifatla yüceltmesi, ya da Resulullah Aleyhisselatu Vesselam’a “Ali’ye sıkıntı veren, bana sıkıntı vermiştir” sözünü söyleten, Hz. Ali’nin sadece onun amcası oğlu olmasından dolayı değildir. Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’in evlenmek için istedikleri, ancak Resulullah Aleyhisselatu Vesselam’ın vermekten imtina ettiği kızı Fatıma’yı Hz. Ali’nin istemesiyle ona nikâhlaması, sadece amcasının oğlu olduğu için değildir. Belki de bunlar, Hz. Ali’nin her yerde, her zaman ve her konuda dosdoğru olma endişesini taşımasından ve hayatı boyunca dosdoğru olmasından dolayıdır.
    ‘‘Her ümmetin bir emini vardır, bu ümmetin emini Ebu Ubeyde b. Cerrah’tır” şeklindeki Peygamber hadisiyle ümmetin emini vasfına haiz olan Ebu Ubeyde b. Cerrah; “Her peygamberin bir havarisi vardır, benim ki de Zübeyr’dir” gibi bir Peygamberî övgüye mazhar olan Zübeyr b. Avvam, halifelik makamından feragat eden Abdurrahman b. Avf, Cemel hadisesinde taraf olmayan ve “Bana, iki gözü, dili ve iki dudağı olan ve şu kâfirdir, şu mü’mindir diyen bir kılıç getirilinceye kadar asla kimseyle savaşmam” diyerek fitneden uzak duran Sad b. Ebi Vakkas ile diğer cennetle müjdelenen, Kur’an-ı Kerim ve Resul–i Ekrem Aleyhisselatu Vesselam tarafından övülen ashabı kiramın hepsi dosdoğru olmanın gereklerine iman etmişler, bunun gereklerini yapma doğrultusunda gayret gösterip korku ve endişeye kapılmışlardır.
    O halde mü’minler yaşamlarında, söylemlerinde, davetlerinde, ibadetlerinde, dostluk ve düşmanlıklarında, taraftarlık ve karşı çıkmalarında, mazluma yardım etme ve zalime karşı çıkmalarında, her yerde ve her zaman dosdoğru olmalıdırlar. Bunu yaparken aynı zamanda sorumluluklarını ve görevlerini dosdoğru bir şekilde, tam olarak yerine getiremeyeceği veya eksik yapabileceği endişe ve korkusu içinde de olmalıdırlar. Dosdoğru olmak, mü’minlerin uymaları gereken bir sorumluluktur. Her mü’min bu sorumluluğu, kendi sorumluluk alanına göre; yani fert veya aile reisi olarak, bir köy imamı veya mahalle imamı olarak, bir dernek veya vakıf başkanı ya da idarecisi olarak, bir mürşid veya bir cemaat yöneticisi olarak Allah’a karşı, Resulullah Aleyhisselatu Vesselam’a karşı, insanlara karşı, mü’minlere karşı, aile, akraba ve sevdiklerine karşı eksiksiz bir şekilde yerine getirmelidir. Yamukluk yapmak, kıvırmak, etrafından dolanmak, es geçmek, üstten atlamak olamaz. Sorumluluk sahibi olan her mü’min; her kime, neye ve kimlere karşı sorumlulukları varsa, dosdoğru olmalıdır.
    Bütün bunların arasında, İslam’a hizmet yolunda olan bir yapı, oluşum, dernek, vakıf veya bir cemaat içinde sorumluluk sahibi olanlar ya da idarecilik yapanlar, herkesten daha çok dosdoğru olmalı ve dosdoğru olmanın gereklerini yerine getirmelidir. Bu anlamda sorumluluk ve yükümlülüklerini gereği üzere yerine getiremeyebileceği endişe ve korkusu içinde olmalıdırlar. Bu endişe ve korku onların uykularını kaçırmalı, onları rahatsız etmeli, ihtiyarlatmalı ve herkes sıcak yataklarında uyurken, onlar bundan dolayı gözyaşı dökmelidirler ki, sorumluluklarının gereğini tam olarak yerine getirebilsinler. Sorumluluk ve idarecilik mevkiinde olanların ihmalleri, gafletleri, duyarsızlıkları, gevşeklikleri, sıradan bir ferde nazaran çok daha ağır sonuçlar doğuracağından Allah indinde hesabı da bu oranda ağır olacaktır. Çünkü onların en küçük bir hata ve ihmalleri, çok şeyin aksamasına ve bozulmasına sebep olabilmektedir.
    Bu nedenle de sorumluluk ve idarecilik mevkiinde olan kardeşlere bazı tavsiyelerde bulunuyoruz:
    Allah ve Resulü için, kendiniz için ve sorumluluklarını yaptığınız insanlar için;
    –İbadet, zühd, ilim ve takvada en ileride olmaya çalışın. Çalışmalarınızla beraber, aile ve çocuklarınızla ilgilenecek bir zamanınız ve evinizde uygulayacağınız hem ameli, hem de kültürel programınız olsun. Asıl işlerinizden biri de bu olsun.
    –İmkânların el verdiği ölçüde akrabalarınızla ilişkileriniz olsun. Sizinle muamelesi nasıl olursa olsun, mü’minlik vasfınızdan dolayı sıla–i rahimi yerine getirmek, mü’minlerin şefkat ve merhametini göstermek için akrabalarınızın dertlerine ortak olun, maddi ve manevi yönden yardıma ihtiyacı olanların ihtiyaçlarını gidermeye çalışın.
    –Zan ve töhmet altında kalabileceğiniz, hatta şüpheleri üzerinize çekebileceğiniz iş ve davranışlardan kaçının.
    –Hiçbir zaman ve hiçbir yerde idareci olduğunuzu unutmayın. Temsil ettiğiniz insanlara, temsil ettiğiniz davaya, hedeflediğiniz amaca en küçük bir halel getirecek davranışlardan sakının. Hissi, nefsi ve duygusal olmayın.
    –Yapacaklarınız, söyleyecekleriniz, yaptıracaklarınız ve yazacaklarınız İslam dairesi içinde olsun ve İslamî dayanak, delil ve hüccetten yoksun olmasın.
    –Her işinizi istişareyle yapın. İstişarede maksadın hâsıl olması için herkesin fikir ve düşüncesine, öneri ve tavsiyelerine değer verin. Mutlaka fikir ve düşüncenizin kabul edilmesi gerektiği anlayışına kapılmayın. İstişarede maksadın doğruyu yakalama hedefine ulaşma olduğunu bilerek istişare ahlakının tüm mensuplarınız arasında oturması için gerekli tavsiye ve çalışmaları yapın.
    –Her işinizde, her faaliyet ve çalışmanızda programınızı oluşturun ve zamanınızı programlayın. İşleriniz için çalışma takviminiz olsun.
    –Muhataplarınıza karşı halim–selim olun. Katı ve kırıcı, itici ve suçlayıcı olmayın. Kaynaşma ve safların oturması için sürekli duyarlılık içinde olun.
    –Arkadaşlarınızı teker teker kabiliyet ve zaaflarıyla beraber tanıyın. İşleri icabı bazı kardeşlerinizle fazla içli–dışlı olsanız bile, aralarında ayrımcılık yapmayın. Bazı eksiklik, kusur ve hataları olsa bile, sizinle beraber olan ve birlikte hareket eden her kardeşiniz değerli ve kıymetlidir.
    –Arkadaşlarınızdan gelecek her sıkıntı ve şikâyete karşı duyarlı olun. Hiçbir sıkıntı ve şikâyeti küçük, gereksiz ve önemsiz görmeyin. Sizin için küçük ve değersiz görünse bile; bir sıkıntı, problem ve şikâyet birini huzursuz ediyorsa, bu onun için ciddi ve büyük demektir. Bu nedenle size iletilen her sıkıntı, problem ve şikâyetin doğru ve olabilirliğinin hesabını yapın ve sorunun üzerinde durarak çözmeye çalışın.
    –Tüm arkadaşlarınızın size sıkıntılarını, şikâyetlerini ve önerilerini ulaştırabilecekleri yollar olsun. Ulaşım yollarınız ve kanallarınız kapalı olmasın. Arkadaşlarınız onları sürekli takip ettiğinizi, onlardan haberdar olduğunuzu, dertleriyle ilgilendiğinizi, şikâyetlerini değerlendirdiğinizi, onları önemsediğinizi bilsinler ve bunun inancında olsunlar. İdareciler ve işlere vaziyet edenler arasında uyum olsa bile, alttan rahatsızlık sesleri geliyorsa, bu seslere kulak verin, nedenlerini ve niçinlerini araştırın, sorunların kaynağına inerek rahatsızlıkları mutlaka giderin ve arkadaşlarınızı rahatlatın.
    –Görevi ihmal edenler veya yapının düzen ve intizamının gereğini yerine getirmeyenler için yaptırım ve müeyyideler düzenin devamı, disiplinin sağlanması ve programlara tam olarak uyumun sağlanması için bir seçenektir. Ancak asıl olan, yaptırım ve müeyyidelerden ziyade, göstereceğiniz idarecilik yeteneklerinizden, sergileyeceğiniz İslamî şahsiyetinizden, güzel ve yumuşak ahlakınızdan, samimiyet ve ihlâsınızdan etkilenerek bunun sağlanması, mensupların kendilerine gelmeleri ve bu sayede düzelip toparlanmalarıdır.
    –Görev verme ve görev dağılımında adil olun. Kabiliyet, bilgi ve temayülün yanında, ihlâs ve takva yönleri de öncelikleriniz arasında olsun. Hiç kimseye kaldıramayacağı, altından kalkamayacağı, yeteneğini aşan, verildiği takdirde sıkıntıya girebileceği işleri yaptırmayın, görev vermeyin ve teklif etmeyin. Hatta özel bazı şahıs ve haller dışında re’sen görevlendirme yapmayın. Görevlendirmeler, isteğe bağlı ve fikir sorma şeklinde yapılsın.
    –Bazen bazı işler, bazı işlerden evla olsa bile, çalışma alanlarınızdaki bütün işler gereklidir ve ehemmiyeti vardır. Takip edilmeyen sonuç ve neticesi istenmeyen her iş eksik kalır ve yeterli derecede verimli olmaz. İşe girişilirken hedeflenen ve hesabı yapılan netice elde edilemez hale gelir. Bu nedenle işlerinizi yapmada ve takip etmede gevşeklik ve zaaf göstermeyin. İşlerin takibini yapmada azimli ve kararlı olun, sonra da sabredin ve Allah’a dayanın.
    Görev verilir, ama havale edilmez. “Nasıl olsa verilen iş olacak, görevlendirilen arkadaşlar bu işi yapacaklar, çok uğraşılmasa bile olacak” gibi düşünce ve anlayışlar hiç olmasın.
    –Yapılan ve yapılması istenen her iş ve görevlendirmenin teferruatını düşünüp programını yapmalı, sadece içinde bulunulan anın değil, gelecekteki yansımalarının da fayda ve zararının hesabını yapmalısınız. Çözümleriniz uygulanabilen, yapılabilen, uzaklaştırıcı değil yakınlaştırıcı olmalı, fıtrata ve hayatın gerçeklerine mutabık olmalıdır.
    –Faaliyetlerinizin önünü açmak, tıkanıklıkları gidermek, atılımlarda bulunmak ve yeni alanlar açmak için özel çalışma ve programlarınız olsun.
    –Okumaya teşvik edici olun ve kariyer sahibi, kendi alanlarında uzman olabilecek insanlar yetiştirme programları yapın.
    –Toplumun sorunlarına ve beklentilerine karşı duyarlı olun.
    –İnsanlar arası ilişkilerde hak–hukuk noktasında adil olun. Toplum içinde güvenilir, itimat edilir bir şahsiyet olun ve mensuplarınızın tamamının bu vasıflarda olması için gayret gösterin.
    –Maddi durumunuz iyi olsa bile, yaşantınızda ve evinizde, yiyecek ve giyeceklerinizde insanların gözüne gelebilecek, kafalarda şüphe uyandırabilecek şekilde lüks ve israfa dayalı harcamalardan kaçının.
    –Vermede, almada, toplamada ve dağıtımda adil olun.
    –Mali konularda yapılacak harcamaların çizelgesini tutarak gelir–giderlerinizi kayıt altına alın. İhtiyacı olanlara yapacağınız taksimatın adalet ölçülerine uygun olmasına dikkat edin.
    –Maddi konularda şeffaf olun. Bu konuda ithamlara zemin hazırlayacak ve töhmet altında kalmanıza sebep olabilecek her şeyden kaçının. Çünkü bu yönden gelen itham, zan ve suçlamaların izalesi kolay olmuyor.
    –Söylem ve açıklamalarınızda, yazılarınızda net ve açık olun. İzahatlarınız, açıklamalarınız, söylem ve yazılarınız her tarafa çekilebilecek ifadeler barındırmasın.
    –Art niyetlilerden gafil olmayın. Şeytan ve dostlarının hilelerine karşı uyanık olun ve oyunlarını ferasetinizle boşa çıkarın. Hiçbir zaman rehavete kapılmayın.
    Cenab–ı Allah bizleri Allah’a ve Resulü’ne karşı, mü’minlere karşı, İslam davasına karşı ve bu mübarek davayı birlikte omuzlayan dava kardeşlerine karşı dosdoğru olanlardan eylesin, bizleri dosdoğru olmanın gereklerine yerine getirme endişesi içinde yaşatsın. Âmin!
    Allah’a emanet olun.

    Bilmezmisin Ey Sevgili/İsmini her duyuşumda/Kalp Kalemimi Cennet Hokkana Bandırır ALLAH..

  2. #2
    ***
    DIŞARDA
    Points: 18.904, Level: 87
    Points: 18.904, Level: 87
    Level completed: 11%,
    Points required for next Level: 446
    Level completed: 11%, Points required for next Level: 446
    Overall activity: 7,0%
    Overall activity: 7,0%
    Achievements
    yagmurdamlasi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Sitemizin Ninesi
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Mesajlar
    2.304
    Points
    18.904
    Post Thanks / Like
    Tecrübe Puanı
    14

    Standart Cevap: Sorumluluklarimizi, ancak dosdoğru olmakla yerine getirebiliriz

    Emrolunduğu gibi Dosdoğru Olmak





    Küçük şeyler bazen çok büyük neticeler doğurabiliyor. Bir virüs mikroskopla bile görülemiyorken koca bedenleri yere serebiliyor ve ağrılı küçücük bir nokta bütün vücudun fonksiyonunu engelleyebiliyor.

    Olaylar küçükken önüne geçilmediğinde büyük olaylar halini alıyorlar. Sınıfını kopya çekerek geçen talebe, işinde yolsuzluklara daha eğilimli, ticarette usulsüzlüklere daha meyilli oluyor. Her bir günahtan küfre giden yolda işlenen suçun da büyüme safhalarının farklı düzeylerine rastlayabiliyorsunuz.
    Trafik polisini rüşvetle geçme kültürü ile bankaların hortumlanması arasında bir bağ olmalı... Büyük sosyal problemlerin pek çoğunun temelinde "Canım bu kadarcıktan bir şey olmaz!" düşünceleri yatıyor. Babasının "şu anda evde yok de!" gibi küçük yalanları ile yetişen bir çocuğun hayatında yalan, çok dehşet verici ve toplumu kemiren bir yılan olarak görülmese gerek. "Biz Türk milleti zaten böyleyiz" mizahî anlayışı ile randevulara vaktinde gelmek titizliğini göstermemek ve bu konudaki gevşeklik, büyük vaatlerin savsaklanmasında da bir etkiye sahip olmalı. Kur'ân'ın günahlara karşı tahşidatının "işlememek"ten çok "yaklaşmamak" şeklinde olması, "Bu kadarcıktan bir şey olmaz!"ların yol açtığı çok şeyleri daha baştan engellemeye yönelik olduğu anlaşılıyor.
    Bütün bu şartlar içinde emrolunduğu gibi dosdoğru olabilmek, yani "sırat-ı müstakim" çizgisinde kalabilmek gerçekten çetin bir imtihan. Bu noktada "dosdoğru" vurgulamasının önemini daha iyi anlıyoruz. Doğruluk genel anlamda ve bütünde kalmayıp, en ince ayrıntılarda da olmadıkça tam anlamıyla gerçekleşmiyor.

    Kaygan bir zeminde doğru ilerleyebilmek için sürekli bir teyakkuz lazım. Bütün namazlarda ve her rekatta istikamette kalmak ve doğru yoldan ayrılmamak için sürekli Alemlerin Rabbi'ne sığınmamızın nedeni bu olsa gerek. O'na en çok sığınan Yaver-i Ekrem'in (asm) saçlarını ağartan da bu incelik olmalı. Doğruluk hayatın genelinde, bütününde olmakla yeterli olmuyor; en ince detaylarında ve her safhasında lazım. Doğru olmaktan öte dosdoğru olmakla ve kuvvetli bir vurguyla ifade edilen bu hali yaşayabilmek, bir an bile nefsin, benliğin, tabiatın tuzaklarına düşmemek pek de kolay olmasa gerek.

    Rabb-i Kerîm'i her an yanımızda ve kendimizi O'nun huzurunda hissetmediğimiz anlar gaflet anlarıdır ve bu anlarda verdiğimiz küçük tavizler, önemsiz gibi de gözükse kişiliğimizde derin yaralar açmaktadır. Okulunu bitirmesi için kızlarının başını açmaya zorlayan anne-babalar, çocuklarının ruhunda ve kişiliğinde hiç bir okulun onaramayacağı yaralar açtıklarını fark edebilseler, herhalde daha temkinli olurlardı. Haksızlık yapan amirinin karşısında işinden olma korkusu ile medenî tepkilerini gösteremeyenler, hayatın her safhasında boyun eğmeye meyilli olacaklardır. Taviz tavizi doğurmakta ve sonuçta dik duramayan, sürekli şekilden şekile giren ve kendi doğrularından, inandıklarından çok etkisi altında olduğu gücün doğrularını yaşayan insanların sayısı artacaktır. Dosdoğru yaşamak bir yaşam şekli, bir kültür olmalıdır. Bunu hayata geçirmenin en etkili yolu ise çocukluk döneminden başlayan aile, okul ve hayat eğitimlerinde vurgulanması, doğruluğun akıl almaz yüceliği ve yalanın dehşet verici kötülüğünün körpe ruhlara ve dimağlara ömür boyu silinmeyecek şekilde kazıması olmalıdır.

    Son günlerde devletimizin en üst kademelerinde kültürümüzdeki doğruluk kırılmalarının ve ufak tefek tavizlerin çok önemli konularda yansımalarını gözlüyoruz. Doğru bildiğimiz, doruluklarına inandığımız Başbakan ve Bakanlar farazî, vehmî, itbarî bazı güçler karşısında kırılmaya, eğilmeye, kabul etmedikleri halde imza atmaya kendilerini mecbur biliyorlar. Oysa Hakk'a dayanmış bu insanların imzaları onurları ve onurları da uğrunda hayatı bile feda edebilecekleri en büyük değerleri olmalı. Önüne konan metni kabul etmediği halde imzalamaktan bahsetmesi bile ciddî kişilik ve ruh yaralanmalarının dışa vuran izleri. "Bir elime dünyayı, bir elime ayı verseniz hak dâvâmdan vazgeçmem!" diyen bir Resûlün (asm) yolunda gittiğini düşünen insanlar için büyük bir gaf!

    Şartları, dünya coğrafyasını, yeni dünya düzenini ve ABD Başkanı'nın kalp atışlarını, nefes alışını incelikli bir nizamla tanzim eden Kudret'e dayanan veya dayandığından emin olan bir insan veya bir yönetim hiç bir dünyevî gücün karşısında eğilmek mecburiyeti hissetmez. Doğruluktan zerrece taviz vermez. Zira, temel mesele O'na dayandığından emin olmak meselesi, yani iman meselesidir. İman dâvâsına hayatını vakfetmiş ve esarette olmasına rağmen Rus Çarı'nın yeğeni karşısında kendini ayağa kalkmaya mecbur bilmemiş ve sırf bu tavizsizlik için ve İslâm'ın izzetini muhafaza için darağacını göze alabmiş Asrın İmamı Bediüzzaman konuyu çok güzel özetlemiş: "Hakiki imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir."
    Yuvasız Kuşa Bile Dal Verip Yuva Kurduran Rabbim...Hakkımızda En Hayırlısı Neyse Bizlere de Onu Nasip Eyle. AMİN..


  3. #3
    ***
    DIŞARDA
    Points: 18.904, Level: 87
    Points: 18.904, Level: 87
    Level completed: 11%,
    Points required for next Level: 446
    Level completed: 11%, Points required for next Level: 446
    Overall activity: 7,0%
    Overall activity: 7,0%
    Achievements
    yagmurdamlasi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Sitemizin Ninesi
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Mesajlar
    2.304
    Points
    18.904
    Post Thanks / Like
    Tecrübe Puanı
    14

    Standart Cevap: Sorumluluklarimizi, ancak dosdoğru olmakla yerine getirebiliriz

    paylaşım için teşekkürler kardeşim acizhane bir kouda ben paylaşayım dedim
    Yuvasız Kuşa Bile Dal Verip Yuva Kurduran Rabbim...Hakkımızda En Hayırlısı Neyse Bizlere de Onu Nasip Eyle. AMİN..


  4. #4
    ***
    DIŞARDA
    Points: 5.273, Level: 46
    Points: 5.273, Level: 46
    Level completed: 62%,
    Points required for next Level: 77
    Level completed: 62%, Points required for next Level: 77
    Overall activity: 0%
    Overall activity: 0%
    Achievements
    suqunet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Vip Özel Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    324
    Points
    5.273
    Post Thanks / Like
    Tecrübe Puanı
    11

    Standart Cevap: Sorumluluklarimizi, ancak dosdoğru olmakla yerine getirebiliriz

    Alıntı yagmur-damlası Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    paylaşım için teşekkürler kardeşim acizhane bir kouda ben paylaşayım dedim
    Allah c.c. Razı Olsun..

    Bilmezmisin Ey Sevgili/İsmini her duyuşumda/Kalp Kalemimi Cennet Hokkana Bandırır ALLAH..

  5. #5
    ***
    DIŞARDA
    Points: 155.310, Level: 100
    Points: 155.310, Level: 100
    Level completed: 0%,
    Points required for next Level: 0
    Level completed: 0%, Points required for next Level: 0
    Overall activity: 0%
    Overall activity: 0%
    Achievements
    Konyevi Nisa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Co Admin
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Yer
    Dünyadan !!
    Mesajlar
    20.631
    Points
    155.310
    Post Thanks / Like
    Tecrübe Puanı
    33

    Standart Cevap: Sorumluluklarimizi, ancak dosdoğru olmakla yerine getirebiliriz

    “İnsanlardaki üç büyük erdem: Cesaret, akıllılık ve dürüstlüktür.”


    İdare edilecek üç şey:
    Dilimiz, huyumuz, hareketlerimiz.

    Sevilecek üç şey:
    Cesaret, nezaket, yardım.
    Nefret edilecek üç şey:
    Kin, kibir, nankörlük.
    İstenen üç şey:
    Sağlık, dostluk, engin bir ruh.
    Uğrunda savaşılacak üç şey:
    Şerefimiz, evimiz, memleketimiz.
    Düşünülecek üç şey:
    Hayat, ölüm, sonsuzluk.


    Seni çok Özledim Annem

  6. #6
    ***
    DIŞARDA
    Points: 155.310, Level: 100
    Points: 155.310, Level: 100
    Level completed: 0%,
    Points required for next Level: 0
    Level completed: 0%, Points required for next Level: 0
    Overall activity: 0%
    Overall activity: 0%
    Achievements
    Konyevi Nisa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Co Admin
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Yer
    Dünyadan !!
    Mesajlar
    20.631
    Points
    155.310
    Post Thanks / Like
    Tecrübe Puanı
    33

    Standart Cevap: Sorumluluklarimizi, ancak dosdoğru olmakla yerine getirebiliriz

    Ben istediğim gibi yaşarım, kimse karışamaz diyemezsin. Olmaz böyle şey, çünkü insanların sorumlulukları vardır. Özelikle bir müslüman hiçbir zaman bencil düşünemez ve de bencil olamaz.

    1-Önce bizi yaradan, var eden yüce rabbimiz Allah’a karşı sorumluluklarımız vardır. Bunlara tek kelime ile ‘kulluk’ diyebiliri. Yani müslüman olan, ‘müslümanım’ diyen herkesin Allah’a karşı sorumluluğunu, yani kulluk görevini yerine getirmesi gerekir. Kulluk görevi olan sekiz fiili amel’li yerine getirmek mecburiyetindedir. Bunlara ‘Efal-i Mükellefin’ de denilir. Bu sekiz kısım amel ve işler Farz, Vacip, Sünnet, Müstehap, Mübah, Haram, Mekruh, Müfsit’tir.

    2-İnsanların kendilerine karşı sorumlulukları vardır. Yüce rabbimizin bize verdiği nimetleri istediğimiz gibi kullanıp harap edemeyiz. Örnek verecek olursam, Allah’ın bize verdiği vücudumuzu uyuşturucu, alkol vs. gibi şeylerle harap edemeyiz.

    3-Ailemize karşı sorumluluklarımız vardır. Eğer annemiz babamız bize bu yaşa kadar bakmışsa, yememiş yedirmiş, içmemiş içirmiş, giymemiş giydirmişse, bizlerin de onlara karşı sorumlulukları vardır. İyi bir evlat olmalı, onların razılığını almalıyız.

    4-Müslümanın eşine karşı sorumluluğu: Bunların bazılar maddi, bazıları manevi, bazıları da sosyaldir. Her müslüman bunları da yerine getirmek zorundadır. Karşılıklı anlayış içerisinde olunmalıdır. Hiçkimse ‘ben istediğimi yaparım’ diyemez.

    5-Çocuklarımıza olan sorumluluklarımız: Bu konu sadece maddi yanıyla düsünülmemeli, yani ‘karnını doyuruyorum, üstü başı da var, bir çatı altında yaşıyor’ deyince sorumluluk üzerimizden kalkmaz. Özellikle çocuklarımıza iyi bir eğitim, iyi bir kimlik vermeli, dinimizi, örf ve adetlerimizi iyi şekilde öğretmeli ve pratik de ettirmeliyiz ki çocuklarımız iyi bir kişiliğe sahip olsun.

    6-Toplumun bir ferdiysek topluma karşı da sorumluluklarımız vardır. Çevremizde olup bitenler hakkında duyarsız kalamayız.Birkaç hadis-i şerifle örnek vereyim:
    ‘Komşusu açken kendi tok yatan bizden değildir.’
    ‘İman etmedikçe cennete gidemezsiniz, birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız.’
    ‘Müslüman öyle biridir ki, kuzeydekinin ayağına diken batsa güneydeki bunun acısını çeker.’
    Hadis-i şerifler ne güzel yorumluyor topluma karşı olan sorumluluklarımızı.
    Bir de yabancı bir ülkede azınlık bir toplumdansan, ona göre daha dikkat etmelisin. Senin hareketinden toplum zarar görmemeli, yani Belçikalı bir vatandaş senin yüzünden ‘bu Türkler böyle’ veya ‘müslümanlar böyle’ dememeli.


    Seni çok Özledim Annem

  7. #7
    ***
    DIŞARDA
    Points: 4.510, Level: 42
    Points: 4.510, Level: 42
    Level completed: 80%,
    Points required for next Level: 40
    Level completed: 80%, Points required for next Level: 40
    Overall activity: 0%
    Overall activity: 0%
    Achievements
    tusem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Vip Özel Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Yer
    medeniyetler şehri konya
    Mesajlar
    149
    Points
    4.510
    Post Thanks / Like
    Tecrübe Puanı
    11

    Standart Cevap: Sorumluluklarimizi, ancak dosdoğru olmakla yerine getirebiliriz

    Asrın İmamı Bediüzzaman konuyu çok güzel özetlemiş: "Hakiki imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir."

    ALLAH (c.c) razı olsun ...Güzel ve faydalı paylaşımlardı...

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09.08.09, 19:13
  2. Sahih olmakla kabul olmak nedir
    By SiLa in forum Sünnet ve bid’at nedir
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12.06.08, 17:38
  3. Allah'im, beni sana fakir olmakla zengin
    By Konyevi Nisa in forum Dua Deryası
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08.06.08, 14:35
  4. Emrolunduğun Gibi Dosdoğru Ol!" (Hud: 112)
    By BuRaK in forum İslami Konular Ve Kaynaklar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 07.06.08, 00:03
  5. Elif gibi dosdoğru olunmalı hayatta....
    By BuRaK in forum İnsan & Yaratılış
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06.06.08, 08:55

Sabit Etiketler

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
RSS RSS 2.0 XML MAP HTML
Sohbet